28 Mart 2015 Cumartesi

Düşünüyorum, en nihayetinde buluyorum


Günlerdir, düşünüyorum.



Bu yazıya nasıl başlamalıyım diye. Hangi lügattan alıntı yapmalıyım, hangi sözcüklerle yazmalıyım? Dahası, ne yazmalıyım? Düşünüyorum, lâkin bulamıyorum, çölde kayıp bir vaha gibi, biçare miyim bilemiyorum. Tek bildiğim, önemli bir hissiyatın eşiğinde olduğumun bilincine sahip oluşum.

Sahi, niye burdayım? Düşünüyorum, lâkin bulamıyorum. Defalarca, defalarca, defalarca! Niye burdayım? Sahip olduğum bilincin gayesi, ne? Gayeye ulaşmak için atılan adımda; benim yerim, ne? Zirveye ulaşmaya aç, gönüllü bir karınca gibi azimli mi olmalıyım? Yoksa, en iyi bildiğim işi mi yapmalıyım?

Sahi, en iyi bildiğim işi niye, neden yapmalıyım? Çünkü, diye haykırıyor vicdanım, artık anlamamı istiyor. Elinden başka hiç bir şey gelmiyor. Anlatamıyorsun. Konuşamıyorsun. Durumun ahvalini, acziyetini kurtaramıyorsun. Sonra bir gece, ansızın, birdenbire beynime üşüşüveren düşüncelere kulak kesildim. Ve dönüp baktım ki, dünyada ne denli acılar vardı ki kainatı kasıp kavuruyor, insanı bir bir eksiltiyor, benliğinden uzak diyarlara sürüklüyordu her geçen gün. İnsanların yaşamlarını, felakete çeviren; göğün çığlıklara bulanmasına sebep olan; masumiyetin, insanlığın katillerine, acının faillerine karşın ben de yazmalıyım dedim. Yazmalıyım ki elimden gelmeyen her bir çarenin, devanın sızısını azaltayım, yok oluşa sürükleyeyim.Yazayım ki dünyaya geliş amacımı anımsamaya bir adım daha atayım. Yazayım ki ben benliğimden uzaklaşmayayım.

Çünkü, dünya acıların yarattığı bir viraneydi ve elimden yazmaktan başka hiçbir şey gelmiyordu. Ben de yazarak, yazmanın bu bilince/ vicdani hissiyata olacak katkısını duyumsayarak, su damlacığından birisi olmaya karar verdim. Öyle değil miydi ki, her bir su damlacığının vuku bulduğu ve bulacağı bir nehir, bir ırmak, bir sonsuzluk ummanı vardı.







27 Mart 2015 Cuma

ÇAY DAMLASI


Tarihe bir not düşebilmek adına...

Bir damlaya sığıyor koca dağ, taş ağaçlar hatta güneş. Koskoca bir devran bir damla çayda. Güzel insanları da sığdırır damla boyu ömrüne. Denilir ya "çay muhabbettir muhabbet çayladır." diye. Yine derler ki "dostla çay içilir, hatır kollamak kahvenin işidir.". Çay muhabbetle özleşmiş artık. Bir damla çaya nicelerinin sığması muhabbettendir. İçten, mütevazi, şekerli...
Bir de kaçak çay var ilk defa bu sene içtim kaçak çayı. Sadece adı kaçakmış. Tavşan kanı gibi nur gibi... Tadından bahsetmeyeceğim bile. 
Uzun sohbetlerin, toplantıların vazgeçilmezi çay, bu aralar kaçak çay. Bizim okulun orada bir beşyol var hemen o köşede Malatyalı biri var. Kaçak çay kullanıyor orada içmiştim zaten ilki. Çayı efsun, muhabbeti ayrı efsun. Malatya her şey Malatya her şey Malatya'nın.

Çay anılarımı anlatmayacağım size, çay damlasını anlatmanın vakti geldi. Fotoğrafta görürsünüz çay kaşığında ki yansımayı geçen sene, 2014'ün Manisa'sında çektim bu fotoğrafı. Arkadaki masa örtüsünden de anlaşılıyor ya sıradan bir çay bahçesi ama orada ki muhabbet çok şekerliydi. Oradan geliyor işte isim "çay damlası". Bir damlaya neler sığıyor.
Bizde beraberce burada sığdırmaya çalışacağız neleri neleri. hatalarımızı hayıflarımızı şekerlice buraya sığdıracağız.
Neşemizi, gururumuzu buraya sığdıracağız. Şiirimizi hikayemizi buraya.
Hayata bağlayan her şeyi mesela heyecanlarımızı, beraberce heyecanlanalım diye
mesela unuttuklarımızı "nerede o eski bayramlar" der gibi
mesela yaralarımız, birbirimizi anlamıyor oluşumuzu, sadece istediği gibi anlayanları...
Mesela faydalarımız, bugün ne yaptım, kime iyiliğimiz dokundu, olur ya bazen kendimize bile dokunmaz zerre iyiliğimiz.
En önemlisi şiirleri konuşuruz zaten şiir dendiğinde konu  kilitleniyor. En güçlü propaganda şiir, her şeyi nasıl anlatır bu kadar. Sonra en güçlü sine şiir, öyle çekiyor ki sineye yok gibi.

Öyle işte cürmümüzün yettiği kadar yazarız bizde, yakarız olacaktı, yakarızda, ama bu seferlik yazarız olsun. 

Daha da önemlisi anlamayı konuşuruz. Devrimizin en büyük sorunu bence. Bu sorun felaketlere yol açar aman Allah korusun.
Ama anlamayı konuşalım biz inceden ince. tartışma bile demeyelim konuşmamıza başka bir şey diyelim iştişare diyelim bu kadar ince olalım. Kelimelerin gücü adına ince düşünelim kırmayalım birbirimizi.